Archive for Ekim, 2010

‘Değişim’i isteyenler, istemeyenler…

Hasan Cemal / Milliyet

Türkiye değişiyor, hem de çok hızlı… Bu değişimi anlayan ve yakalayanlar ayakta kalabilecek, kavrayamayan ve es geçenler nal toplayacaktır. Bu gerçeğin siyasette, iş dünyasında, medyada geçerli olacağı konusunda birçok belirti suyun yüzüne vuruyor. Örneğin siyasette Tayyip Erdoğan, 2000’lerin başından itibaren değişim dalgasının farkına varabildiği için seçim üstüne seçim kazanmaya devam ediyor. Buna tam ters bir örnek ise Deniz Baykal’dır. 1990’lı yıllardan beri kendisini değişime kapadığı içindir ki, seçim üstüne seçim kaybetmiştir Halk Partisi… Şimdi ise CHP bir süredir Kemal Kılıçdaroğlu’yla birlikte değişime kapı aralayan yeni bir döneme girebileceğinin sinyallerini veriyor. Kılıçdaroğlu, yüzünü ‘Kürt sorunu’na dönüyor. Avrupa Birliği’yle, Sosyalist Enternasyonal’le partisinin ilişkilerini ısıtmaya başlıyor. Başörtüsü meselesini CHP olarak çözebileceklerini söylerken, Baykal’ın bir tabusuna daha, “Türkiye’de laiklik tehlikede değil” diyerek bir darbe vurabiliyor. Yeni anayasa konusunda da CHP’nin daha iyisini yapabileceğini belirtiyor. Kılıçdaroğlu, daha önemlisi, Baykal’dan tümüyle farklı bir tavır alarak, Türkiye’nin temel sorunlarının çözümünde, Erdoğan’la diyalog ve uzlaşma kapısını açabileceğinin işaretlerini de veriyor. Kılıçdaroğlu, CHP gibi yıllardır bütün bu konulara direnmiş bir partiyi nereye kadar değiştirebilir sorusunun yanıtı şimdilik ortada… Ancak dikkat edilmesi gereken, Kılıçdaroğlu’nun da ‘değişim kapısı’nı zorlamaya başladığına dair işaretlerin su yüzüne çıkmış olmasıdır. Yaşanmakta olan değişim süreci elbette sancılıdır, güçtür. Kendi yapısında birçok ‘çelişki’yi barındırdığı için de kafaları karıştırabilmektir. Dikkatli analiz edilmezse, sapla samanın birbirine girdiği olaylar zinciri karşısında insan bazen afallayabiliyor. Örneğin, Kürt sorunu ve PKK konusunda Türkiye bugün barışa çok daha yakın bir noktada. Ama bir yandan da şaşkınlık yaşanıyor. Artık İmralı’dan, Öcalan’dan gelecek haberlerin Ankara’da da, medyada da merakla beklendiği bir döneme girdik. Bu da kimi kafaları karıştırıyor. Ya da bir zamanlar kendisi Fethullahçı diye damgalanmış ünlü bir polis şefi, Hanefi Avcı, bir kitap yazarak devletin Cemaat tarafından ele geçirilmekte olduğunu iddia edebiliyor. Hem bazı gerçeklere dokunuyor, hem bazı soru işaretleri uyandırıyor kafalarda… Bir Genelkurmay Başkanı, İlker Başbuğ Paşa, Balyoz dosyasındaki cami bombalama iddialarını, “Allah Allah diye taarruza eden Mehmetçik, hiç böyle bir şey yapar mı?” diyerek şiddetle reddederken, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği de yapmış bir başka emekli orgeneral, Sabri Yirmibeşoğlu Paşa da kalkıp, Kıbrıs’ta Türkleri Rumlara karşı harekete geçirmek için ‘derin devlet’in cami bombaladığını ağzından kaçırıveriyor. Öte yandan,1990’ların başında bir uçak kazasında ölen eski Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis Paşa’nın JİTEM ya da derin devlet tarafından gerçekleştirilen bir suikasta kurban gittiğini, bunun gibi ölümden kıl payı kurtulan Başbakan Özal’ın da aynı odaklarca yapılan bir suikast girişimine hedef olduğunu, kendisini JİTEM’in kurucusu olarak ilan eden ve halen Ergenekon sanığı olan bir albay tarafından itiraf niteliğinde açıklanıyor. Bütün bunlar ne mi? ‘Değişim’in sonuçları denebilir. Bütün bunlar, değişim sürecindeki ‘temizlenme’nin belirtileri denebilir. Günlük deyişle: Sifon çekiliyor! Böyle bir değişim sürecinden tüm kurumlar nasibini alacak. Siyaset de alacak, ordu da alacak, yargı da alacak, emniyet de alacak. Süreç ne kadar sancılı ve kafa karıştırıcı olsa da değişimden kaçış yok! Hukuk devleti bu ülkede de yerli yerine oturacak, hukuk herkesi bağlayacak! Şu sıralar kafalarımız karışabilir. Çünkü yaşanan değişim süreci kendi içinde çelişik bir bütün… Ama ‘baş çelişki’ değişimi isteyenlerle istemeyenler arasında, demokrasi ve hukuk devletini isteyenlerle istemeyenler arasında, barışı isteyenlerle istemeyenler arasında, siyasette diyalog ve uzlaşmayı isteyenlerle istemeyenler arasında… Son söz: Değişimi içtenlikle isteyenlerin sonunda kazanacağı konusunda herhangi bir kuşkum yok.

01 Ekim 2010 at 16:16 Yorum yapın

Doğan herşeyi anlattı

JİTEM – EŞREF BİTLİS SUİKASTİ – FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER – VELİ KÜÇÜK

JİTEM’in kurucusu emekli Albay Doğan, Eşref Bitlis suikastinin ayrıntılarını Ergenekon Savcısı Öz’e anlattı. Küçük’ü de “JİTEM’i çıkarları için kullanmakla suçladı

HELİN ŞAHİN İSTANBUL

İnternete düşen ses kayıtlarıyla gündemi sarsan ve geçmişin en karanlık suikastlerinden şehit Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis dosyasının yeniden açılmasına neden olan Ergenekon sanığı emekli Albay Arif Doğan, Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz’e ek ifade verdi. Savcı Öz’ün çağrısı üzerine dün star’a “Ölecek de olsam savcıya gideceğim” diyen Doğan, Savcı Öz’e “Veli Küçük ve Yeşil JİTEM’i çıkarları için kullandılar” dedi.

SAVCI ÖZ’E  8 SAAT İFADE VERDİ

Ergenekon kapsamında savcılıkta verdiği ifadede “JİTEM’i ben kurdum” diyen emekli Albay Arif Doğan internet sitelerine düşen ses kayıtlarında da şok iddialarda bulunuyordu. Dün sabah saat 09.30 sularında geldiği İstanbul Adliyesi’ne tekerlekli sandalye üzerinde alınan Arif Doğan, Savcı Öz’e 8 saat ifade verdi. Arif Doğan’ın Zekeriya Öz’e 8 saat boyunca Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ün de karıştığı birçok olayı anlattığı iddia edildi. Emekli Albay Doğan’ın, “Küçük’ün JİTEM’i kendi çıkarları için kullandığını” öne sürdüğü belirtildi.

BUGÜN TEKRAR İFADEYE GELECEK

Adliyeden ayrılırken gazetecilerin sorularını yantılamayan Doğan “Yarın (bugün) öğleden sonra tekrar ifade vermeye geleceğim. Şeker hastasıyım. Çok fazla konuşamayacağım” dedi.  İfadesinde uçak kazası sonucu ölen Orgeneral Eşref Bitlis suikasti ve JİTEM’i anlatan Doğan’ın ‘’Devletin bana verdiği görevi yaptım, pişman değilim’’ dediği kaydedildi. Savcı Öz’ün Doğan’ın ifadeleri üzerine yeni bir soruşturma başlatarak, ifadede yer alan ve şu ana kadar aydınlatılamayan birçok olayı yeniden mercek altına alacağı belirtildi.

VELİ KÜÇÜK, YEŞİL VE ERSEVER

Doğan’ın uzun saatler verdiği ifadesinde Ergenekon sanığı emekli Tuğgeneral Veli Küçük, tetikçi Yeşil kod Mahmut Yıldırım ve Binbaşı Cem Ersever ile ilgili önemli iddialarda bulunduğu kaydedildi. “Orgeneral Eşref Bitlis’in, Ersever’in planlamasıyla JİTEM tarafından öldürüldüğünü detaylarıyla anlattığı” belirtilen Doğan’ın, Yeşil ve Veli Küçük’ün de karıştığı birçok olay hakkında ayrıntılı bilgiler verdiği ve “Küçük’ün JİTEM’i kendi çıkarları için kullandığını” öne sürdüğü belirtildi. 

Diyarbakır Savcılığı

JİTEM ve faili meçhul cinayetleri Doğan’a soracak

“JİTEM’i ben kurdum” ve “Albay Cemal Temizöz gibi JİTEM’ciler iki adam öldürüp gömerler” sözleri üzerine JİTEM ve faili meçhul cinayetlerle ilgili soruşturmaların sürdüğü Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı Arif Doğan’ın ifadesinin alınmasına karar verdi. Diyarbakır Başsavcılığı’nın, emekli Albay Doğan’ın talimatla ifadesinin alınması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazacağı öğrenildi.

10 BİN JİTEMCİ İLE…

İnternet ortamına düşen ilk ses kaydında ‘’JİTEM’i ben kurdum’’ diyen ve emekli Albay Doğan, aynı zamanda ‘’Alevi-Sünni kavgası için Alevilere saldıracak sakallı bir ekip kurdum. 7 bin ruhsatsız silah dağıtıp terörist yetiştirdim. 10 bin silahlı adamla suç örgütlerini yönettim’’ sözlerini kullanmıştı.

TEMİZÖZ GİBİLER…

Arif Doğan, ikinci ses kaydında da “Türkiye’de iki tane JİTEM vardır. Birinci JİTEM eşittir yani esas JİTEM. İkinci JİTEM eşittir götemdir. 2 tane adamı öldürür gömer. Bir adamı kaçıran, Hizbullah’ın hiç bulunmadığı yerde Hizbullahçılar’a PKK’lı teslim eden. Mesela nedir Cemal Temizöz Albay…” demişti.

Ankara’da Eşref Bitlis soruşturması başladı

Arif Doğan’ın, cinayetin arkasında durmasa şehit Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis’in öldürülemeyeceğini itiraf ettiği ses kayıtları ve basında çıkan haberlerin ardından harekete geçen Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliği, Bitlis’in ölümüyle ilgili soruşturma başlattı. 17 Şubat 1993’teki kazayla ilgili suikast şüphesi yıllardır giderilememişti. Arif Doğan’ın internete düşen ses kaydındaki sözleri üzerine harekete geçen  Terör ve organize suçlara ilişkin soruşturmalara bakmakla görevli Ankara Özel Yetkili Başsavcıvekilliği’nin, ilk olarak Eşref Bitlis’in soruşturmasını yürüten ve takipsizlik kararı veren Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığından dosyanın bir kopyasını isteyeceği öğrenildi. Soruşturmayı yürütecek olan Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Görüşen’in delillerin tekrar toplanması ve gazetelerde çıkan haberler doğrultusunda soruşturmayı genişleterek yürüteceği de ifade edildi. • MUSTAFA TÜRK ANKARA 

Ölmeden önce gönüllü olarak anlatıyorum

Ölmeden önce gönüllü olarak tüm bunları anlattığını belirten Doğan’ın ifadelerinde yer alan iddiaların mercek altına alınacağı ve gibi Diyarbakır olay yeri savcılıklarına da ifadesinin gönderileceği kaydedildi.

01 Ekim 2010 at 15:48 Yorum yapın


Takvim

Ekim 2010
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Eyl   Haz »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Posts by Month

Posts by Category


Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.